Eray İspir

Eray İspir

8 Ekim 2021 00:47:00

Sensizlik dağının zirvesinde

Sensizlik dağının zirvesinden bakıyorum şimdi şehre. Denizler sokaklara gelebileceğini sanıyor gel git puanları yüksek diye. Mevsimini şaşırıp meyve veren o ağacı görüyorum. Meyvesinden her yediğimde teşekkür ederdim. O meyve, bense teşekkür zenginiydim. Bu yükseklikten bakınca daha net gördüm, kopardığım meyveler sayısınca teşekkür tülbentleri asmışım dallarına özür dilemem gerekirken. Yere düşürdüğü gözyaşlarını da meyve diye toplayıp bir de komposto teşekkürü ettim belki de. Köklerine yaptığı gölgeyi bana yapıyor sandım. Rüzgarın göz koyduğu yapraklarına ağlıyordu bana şarkılar söylüyor sandım. Artık ne zaman bir ağacın gövdesine yaslanacak, gölgesine oturacak, meyvesinden alacak olsam teşekkür değil özür borçlanacağımı biliyorum.

Sensizlik zirvesinden seni de görüyorum ya uzun bir süre buradayım artık. Tek katlı evinin yıldızla rı parlattığın damındasın. Güneş gözlüğünü tak bu gece, ay parlak olacak demiştin. Meyvelerinden edindiğim enerjiyle yürüdüğüm yolların mola yerlerinden hep teşekkür kartpostalları atmıştım sana. Özür uçurtmaları uçurma zamanı şimdi. Yerde ve gökte içtenlikle edilmiş tüm özürleri toplayıp damındaki ay sepetinin içine koymak isterdim. Benim mahcup özrüm de o özürlerin arasında saklı. Ademin gözyaşları arasında kaybolan bir küçük ademin özrünü tanıman zor.

Sensizlik zirvesinden beni de görüyorum. Yukarı mahalleden aşağı mahalleye kadar akan köy deresiyim sadece. Birkaç çakıl taşım, birkaç kıvrımım, az yerde köpüren suyum ve beş tahtalı köprüm var bir de. Unutmuşum senin denizle ilgin olduğunu. Ya bir denizsin sen ya da deniz köprüsü.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları