Anıl Özmutlu

Anıl Özmutlu

10 Eylül 2021 00:05:00

İnsan önce kendini anlamalı ki insan ötesini anlayabilsin

Bilinç acı verir, düşünmek acı verir ve hatta korku, öfke, gereksizlik, bilinememezlik kaygısıyla duygusal, duyusal bozukluk yaşatır insana…
Rahatlamak için…
İnsan kendini unutturacak, kendini düşündürtmeyecek masallar uydurur, buna inanır ve bu uydurduğu masalları peşinde koşar. Genelde bu maslar farklılık ve sonsuzluk üzerinedir… Bilinç ve ölüm ötesine sarılır kurtarıcı olarak.
Yalnızlık duygusunun, bir şeylerin parçası ya da dönüşümü olmanın yerini almaması için direnir…sözüm ona o kıt aklıyla.
Basit, sıradan canlı olmanın özelliklerini fark eder ama öyle olmak, öyle kalmak istemez. Bir şeyler olmalı, bu böyle olamaz, der.
Kimi nesneden aldığı bilgileri işler, kimi de nesnenin ölümlü, değişen özelliğini bildiğinden daha ötesi var, der. İnanır her ikisi de akıl ya da sezgi dediği şeye…çünkü buna gerçekten ihtiyacı vardır.
Düşüncelerine taşıyacakları malzeme gerekir…imar etmek için. En azından;
Bir yol olmalı…ürettiğimize hatta inandığımıza giden bir yol olmalı, diye düşünürler.
İnsan cisminin içerisinde, cismani olmayan şeylerden söz ediyorlar. Hayır, her şey cisimdir diyenlere karşı.
Ne çok yoruyorsunuz…beni değil zihninizi.
Diyorlar ki…öyleyse biz neden anlamıyoruz bilinç ötesi olanı.
“İnsan önce kendini anlamalı ki sonra insan ötesini anlayabilsin.”
Bu da bizim düşüncemiz…hani o hiç sıyrılamadığımız şüphelerimizden elde ettiğimiz bilgilere dayanarak söylüyoruz. Ne bir kutsallık ne de bir kutsal dışılık yüklemiyoruz. Neyse o …
Mistik, tasavvufi ya da kabalistler gibi içreklik hastalığı düşüncesinde de değiliz. Bunların satıcısı da olmadık, olamayacağız hiçbir zaman, cehaletin dangalakça bunlarla damgalamasına maruz kalsak da. Gülüp geçtik…
Mitoloji ve arkeolojiden aşırmalar yaparak ya da astro varlıklar üreterek, insanın geleceğine yönelik bir şeyler inşa etmek de istemiyoruz. Yeni zihinsel üretimler, yeni kullanımlar peşinde de değiliz, olmayacağız. Neyse o …
Düşünce sistemi o kadar hızlandı ki yani “düşünme”nin şekli biçimi değişiyor insanlar farkında değiller mi? Bir örnek vermememi isterseniz Dekart’ı ben cahil buluyorum şimdi kendi zihnimde…kendi doğrularına ulaşmak ve karşısında olanları eleştirmek için ne çok uğraşmış adam, ne çok zaman harcamış…bir ömür. Ama düşünce şimdi çok hızlandı, biçim değiştiriyor. Nöronlar, elektronlar beynin kimyası farklı işlemeye doğru gidiyor. Hatta fiziki kafa yapımız dahi değişecek…
Nereden mi biliyorum? Çünkü o kadar farklı ve çeşitli girişler oluyor ki beynimize, çok hızlı değişim göstermemesi mümkün mü sizce? Ve girişlerin, farklı çıkışları oluyor “zamane” diyorlardı ya minicik değişimlere eskiden beri… İşte o. Bu o kadar büyüyecek ki fiziki yapıyı bile zorlayacak MS 150 kitabındaki insan kalıbından söz etmiyorum, başka bir şey söylüyorum.
Dağıldı… amacımız düşüncenin hızlanması ve değişmesini konu etmek değildi ki yalnız burada çok ilginç olan bir şey var. Kaba şekliyle düşünsek bile soyutun, somutun üzerine egemenliğinden en azından bir etkisinden söz edebiliriz, yadsınamaz bir gerçeklikle.
İşin psikolojik veya psikiyatrlılık bölümüne girmeyelim bile. Neyse o …
Neydi efendim konu? Ha… insanın biçim ve öz olarak kendi varlığını yücelterek geleceğe aktarılması düşüncesi.
İnsanda bulunan yani insan bedeninin iki yönünü veya yönün birini ne kadar yok sayabiliriz. Yani beden ve ruh…hangisine yok diyeceğiz, beden somut ya, hemen elediniz değil mi.
Ruha mı? Gerçekten “yok” diyecek miyiz? Acele etmeyin bir düşünün… Ayrı cinsten ögelerin birbirine “etki etmeme”si onun yok olduğunu kanıtlamaz… bilakis olduğunu kanıtlar. Bütünlük ve düzen oluşturur. Aksi halde dağınıklık ve kaotik tahakkümden söz edecektik.
Öyle değil mi…günlük sıradan yaşamınızda bile bu böyledir. Ayrı cins ögelerin bir arada oluşu, yaşayışı. Hayvanları gözlemleyin açıkça bunu görürsünüz…Hayvanda olan insanda neden olmasın hatta daha gelişmişinden söz edemeyelim ki…
İnsan bedenini oluşturan ne kadar öge var ise hatta terim yapıştırdığınız akıl hafıza düşünceyi oluşturan fenomenleri vs. katmıyorum bile, hepsi yok olacak, demektir o zaman. En azından şu anda inanamadığınız bir başka şeylere dönüşecek.
E…o zaman bedeni mi yok sayalım. Ha…ne dersiniz?
Bizim düşüncemizi mi soruyorsunuz? Rahat olun…her ikisi de var.
Sıkıldınız farkındayım…stop.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları