Anıl Özmutlu

Anıl Özmutlu

11 Mayıs 2021 00:09:00

ANNE OLUNUR MU, DOĞULUR MU?

Yıllardır en büyük polemiklerden biri.

Doğuran mı anne?

Bakan, besleyip büyüten mi?

*

Sadece biyolojik annesi olan mı?

Yoksa her anında yanında olan mı?

*

Fizyolojik bir olaya vesile olan mı?

Tüm fedakarlıkları gösteren, canını evlatları için veren mi?

*

İstemeye istemeye dünyaya getiren mi?

Ömrünü çocuğu için feda etmeye hazır olan mı?

*

İş gerçekten sadece doğurunca bitiyor mu?

İçinde annelik duygusu olmadan anne olunabiliyor mu?

*

Hissedilebilecek en yüce, en büyük duygu aslında.

ANNELİK.

Ama ne azık ki Allah herkese bu nimeti , bu güzelliği vermiyor.

Bu özelliği, bu ayrıcalığı vermiyor her biyolojik anneni kalbine.

*

Bazen de bakıyorsun hiç anne olmamış, hatta hiç evlenmemiş insanlarda bu duygu had safhada.

Çocuklarla ilişkilerine, onlara gösterdikleri ilgiye, sevgiye bakıyorsun.

Benim diyen annelerde yok ne yazık ki.

*

Hele de anneliğin bu kadar yakışacağı ama çocuk sahibi olamayanlar.

İçini yakıyor, kavuruyor insanın.

Allah’tan evlatlık, koruyucu ailelik gibi müesseseler var da…

Hem anneliği fazlasıyla hak edenler annelik duygusunu iliklerine kadar yaşaıyorlar.

Hem de asla anne sevgisin hissetmeyecek diye düşünülen çouklar anne sevgisine, aile sıcaklığına

kavuşuyorlar.

            *

            İki gün önce kutladık anneler gününü.

Tüm annelerin, anne adaylarının, evlatlarına annelik yapan babaların ve içinde annelik duygusunu

taşıyan herkesin anneler gününü kutladık.

Bu kutlamaları hak edenler hangileri o zaman.

Tüm anneler olmalı.

Ama maalesef değil.

Onun için sadece biyolojik olarak çocuk sahibi olma yetileri olanların gününü kutlamıyorum ben.

Sadece fizyolojik olarak bu kabiliyete sahip olmak dışında hiçbir annelik vasfını taşımayanların da

anneler gününü kutlamıyorum.

Doğurup ardından “saldım çayıra, mevlam kayıra” diyenlerin de kutlamıyorum günlerini.

*

Akıllara durgunluk veren bir cümle.

Bir o kadar da, had safhada gururlandıracak, övünülecek bir cümle.

“Keşke benim annem sen olsaydın.”

*

Söyleyen için ne kadar zor, ne kadar ağır, ne kadar üzücü, ne kadar travmatik bir cümle.

Çocuğun nasıl bir sevgi açlığı içinde olduğunu dibine kadar anlatan bir cümle.

Nasıl bir boşluğun içinde.

Nasıl bir arayışın içinde.

Nasıl bir ihtiyaç yoksunluğunun içinde olduğunu anlatan bir cümle.

*

Söylenen kişi için de nasıl önemli, nasıl özel, nasıl gurur verici, nasıl eşsiz bir cümle.

Sevgisini nasıl güzel gösterdiğini anlatan.

Bir çocukla ilgilenmenin ne olduğunu gösteren.

Şefkat dolu.

Merhamet dolu.

Sevgi dolu bir cümle.

*

Herkes çocuk doğuracak diye bir kural yok.

Herkes anne olacak diye de.

Onun için çocuk sahibi olmadan önce iyi düşünüp taşının.

Eğer bir çocuğa karşılıksız ve sınırsız bir sevgi veremeyecekseniz.

Bir çocuğun sorumluluğunu alamayacaksanız.

Bir çocuğa hak ettiği ilgi ve sevgiyi gösteremeyecekseniz.

Lütfen çocuk sahibi olmayın.

En azından o günahsızların hayatını zindan etmezsiniz.

*

Tüm bunları yapmaya hazır ama çocukları olmayan binlerce, milyonlarca insan var.

Sizler de lütfen sevgiye, ilgie, şefkate aç olan çocukları kendinizden ve sevginizden mahrun

bırakmayın.

*

GERÇEK ANNELERE HER GÜN ANNELER GÜNÜ.

 

*********************************************************************************

Aklınızda bulunsun:  Annene hizmet et. Çünkü cennet annelerin ayakları altındadır. Hz. MUHAMMED

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları