BARIŞ KAYA

BARIŞ KAYA

18 Ekim 2019 00:01:00

TIP DÜNYASINDA HAYRANLIK UYANDIRAN DAHİ İNSAN İBN-İ SİNA

M.s 980 yılında doğduğu bilinen İbni Sina küçük yaşlardan itibaren üstün zeka sahibi olarak yorumlandı. Ünü kısa zaman içinde İran uygarlık sınırlarını aşan İbn-i Sina Avrupa tarafından “Avicenna” olarak tanındı. Bu kavramın dilimizdeki karşılığı “vazgeçilmez” olarak açıklansa da, “büyük üstat” şeklinde de yorumlanmaktadır. İslam dünyasının parlak kaldığı eski dönemlerde yaşamış olan bilim insanı, yazdığı eserler sayesinde Avrupa’daki üniversitelerde yaklaşık 6 yüzyıl temel tıp kitaplarının yazarı olarak benimsendi

Tıp camiasının karşısında önünü iliklediği İbn-i Sina, bugün dahi dünyanın saygı duyduğu bir bilim insanı. Gerek felsefe gerekse tıp alanındaki fikirleri ve çalışmaları ile tarihin unutulmazlar sayfasında ismi yer alan bir isim.

Onu yeniden gündeme getiren sebep ise bir bilimsel buluş. Tesadüf de denilebilir aslında. Çünkü İbn-i Sina’ya ait çalışmaları elinde bulunduran bir ailenin buldukları bir parşömen kağıdını “bu nedir, ne menem bir şeydir?” gibi bir merakla konunun uzmanlarına soru sormasıyla “eureka” ile sonuçlanan bir durum.

Batılılarca, Orta Çağ Modern Biliminin kurucusu, hekimlerin önderi olarak tanınıyor.

Tıbbın Kanunu, Arapça dilinde yazılmış bir temel tıp kitabı. İslam dünyasında ve yaklaşık altı boyunca Avrupa’da standart tıbbi metin olarak görülen tıbbi bir ansiklopedi idi. 

Beş kitaptan oluşan bu ansiklopedik eserin birinci kitabı, anatomi ve koruyucu hekimlik, ikinci kitabı basit ilaçlar, üçüncü kitabı patoloji, dördüncü kitabı ilaçlarla ve cerrahi yöntemlerle tedavi ve beşinci kitabı ise çeşitli ilaç terkipleriyle ilgili bilgiler veriyor. 

Eserin, konuları sistematik bir biçimde incelediği ileri sürülüyor. Tarihte ilk kez, tıp ve cerrahiyi iki ayrı disiplin olarak değerlendiren İbn-i Sinâ, cerrahi tedavinin sağlıklı olarak yürütülebilmesi için anatominin önemini üzerinde durarak dönemin bilimsel anlayışında yeni bakış açıları getiren bilim insanlarından biri oluyor.

 İbni Sina’nın İrlandaca’ya çevrilmiş metni

Cornwall ailesi, İngiltere’nin başkentinde yaklaşık 5 yüzyıldır yaşayan bir aile. Hikaye de hemen hemen burada başlıyor.

Tarihi eserlere düşkün bir aile Cornwall ailesi. Geçtiğimiz yıl tavan arasından çıkma misali kesilmiş ve katlanmış bir parşömen buluyorlar. İnceleme sonrası, Londra’da 1530’larda yazıldığı anlaşılacak olan metnin üzerindeki yazılar İrlandaca. Yerel yönetimle ilgili ve cebe girecek kadar ufak boyutlarda olan bir Latin el kitabının omurga kısmına dikilmiş şekilde bulunan bu metin ailenin dikkatini çekiveriyor.

 Ukalalıktan uzak kalmak istediklerinden ya da prestiji yükseltme çabasıyla mı bilinmez, doğru bir adım atıp konunun uzmanlarına danışma fikrini benimseyip harekete geçiyorlar.

Bilim dünyası için önem taşıyan bir keşif.

bn-i Sina’nın 15. yüzyıla ait olduğu tespit edilen kitabına ait bu çeviri metnini anlamlandıran kişi, ailenin başvurduğu isim, Dublin İleri Araştırmalar Enstitüsü’nden Profesör Pádraig Ó Macháin oluyor. Ona göre bu keşif oldukça heyecan verici.

Macháin, bu keşifle ilgili duygularını; “Hayatı değerli kılan anlardan biriydi, gerçekten çok, çok heyecan vericiydi.” Cümleleriyle dile döküyor.

Parşömenin, Tıbbın Kanunu’na ait olduğu açıklandı

Son incelemelerin ardından bu parşömenin 15. yüzyılda çevrilmiş ve daha sonraki bir dönemde yazılmış olan kitabı bağlamak için kullanılmış olduğu açıklandı. Profesör, bu parşömen kağıdına yazılmış metin için birçok yorumda bulundu. Ona göre, bu parşömen, ünlü bilginin en bilinen eseri olan Tıbbın Kanunu (El-Kanun fi’t-Tıb ) kitabının, daha önce bilinmeyen bir İrlandaca kısmının parçasıydı. 

Burun ve sırtın fizyolojisini anlatan parşömen

İrlandaca olan metinde, çenenin, burnun ve sırtın fizyolojisini ele alınıyor. El yazması parşömende burun ile ilgili olan kısım, en az zarar görmüş olanı. Metinde özellikle burnun kemiklerinin üç kullanımı ayrıntılarıyla açıklanıyor: “beyni sürekli olarak güçlendirilmek adına hava çekmek için”, “her harfin sesini ifade etmek için” ve “üçüncü kullanım: beyinden atılan fazlalıklar, bir kısmı burnu besler ve geri kalanı da bir artık olarak atılır.” 

Macháin, Ortaçağ İrlandası’ndaki tıp biliminin, söz konusu kıtada uygulananlarla aynı olduğunu, İrlandalı alimlerin Avrupa tıp okullarına seyahat ettiğini ve öğrendiklerini İrlanda’ya geri getirdiğini belirtiyor. “Bu parçanın İrlanda diline çevrilmesinin nedeni, Ortaçağ İrlandası’ndaki öğrenim dilinin İrlandaca olması ve hayatın başka herhangi bir alanında Latince kullanılmasıydı.”

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları