Arif Kurt

Arif Kurt

24 Ocak 2020 00:09:00

Şunik...

Çamaşır tokacına “Şunik” derlerdi.

Bir anlamda çamaşır makinasının sıkma ve kurulama işlemini görürdü.

Yıkanan eşyaların “Şunik” ile vurarak suyu alınır ve arıtılırdı.

Aklım yeter, rahmetli anam teştte elleriyle yıkadığı çamaşırları, “Şunik” adı verilen tahta parçasıyla var gücü ile vurarak suyunu sıkar, arıtırdı.

Bende yapmıştım. Oyun sanmıştım.

Yokluktan olduğunu aklım basınca anlamıştım.

Vururken ‘düşmanına-zalime vurur gibi vur’ derdi anam. Öyle yapardım.

Öfkemizi atar, çamaşırın suyunu sıkar, temizliği garantiye alır ve sakinleşirdik bu sayede.

Belki yıpranırdık, yorulurduk. Kiri, pası ve pisliği eze eze atardık çamaşırdan. Emin olurduk.

Pislik olan yere çok fazla vururduk. İyi temizlensin, leke kalmasın diye.

Arınmayan ve arlanmayan kirli çamaşır üzerinde “Şunik” kırmışlığımda vardır bu arada.

Temizleyemediğimiz ve çöpe attığımız çamaşırlarda oldu.

Tek gaye arınma ve arlanma olunca ya kıracaksın yada çöpe atacaksın. Başka yolu yoktu vesselam.

Şimdi düşünüyorumda; Sen nelere kadirmişsin “Şunik” seni daha iyi anladım.

Şimdi ise öyle bir şansımız yok.
Tam otomatik çamaşır makinalarına atıyorsun kirli çamaşırları, yıkanıyor, durulanıyor,kuruyor, temizleniyor ve kullanmaya hazır hale geliyor.

Öfkeni atma, hıncını çamaşırdan çıkarma şansın yok şimdilerde.

Makine yıkıyor, sen kullanıyorsun.

Arınmasa, kirli bile olsa göz yumuyor, kullanıyorsun.

Makina yıkadı ya, temizlendi sanıyorsun.

Kendini aldatıyorsun.

Bu ilkesizliği ve pisliği sıradanlaştırıyorsun.

Aynı emeksiz yemek, cefasız sahip olunan Sefa gibi.

Kalitesiz ve Kıymetsiz yani.

Sahip olduklarımız hayatımızı ne kadar çok kolaylaştırırsa, zahmetsiz olursa, ihtiyaç duyduğumuzda yanımızdaysa, zaten varsa, madde anlamında var ama manevi anlamda varlığı bizi mutlu etmiyorsa, kaybedince yada ihtiyaç anında kıymetleniyorsa önemsiz demektir.

Tıpkı değer vermediğimiz, lazım olunca kıymetlendirdiğimiz insanlar gibi mesala.

Yedi 24 ve 365 gün yanımızda duran, sadakatiyle varlığı tartışılmayan, çokça zaman unutulan, lazım oldumu ise ilk akla geleniler gibi.

Siyasette çok fazla yaşanan bir hadisedir bu.

Akla sadece lazım olunca gelen, diğer zamanlarda ‘zaten bizden’ diyerek unutulan, çıkarsız ve karşılıksız yürüyen, küstümü ‘ona ne oluyor’ diyerek küçük görülen, alay edilen ve bir gülücükle kandırılmayı bekleyen büyük dava adamları her partide var.

Onlar, İddiaları için değil idealleri için yaşarlar.
Kişilere değil, davaya sahip çıkarlar.
Görevli yada gönüllü çalışır, yolundan şaşmazlar.
Nezaketlidirler, göz yumar, olan bitenlere rahmani yaklaşarak düzelmesi için çaba gösterirler.

Onu kandırdığını sananlara, birşey bilmez diyerek yok sayanlara, adam yerine koymayanlara zaafından dolayı değil edebinden dolayı ses çıkarmazlar.

Kişisel çıkar ve ikbal peşinde koşmaz, Allah’tan başkasına kul olmaz, makam ve mevki için yalana, talana, soyana, har vurup harman savuranı varlıkları ile rahatsız ederler.

Bir anlamda adil düzenin ve otokontrolun sağlanması için var olurlar.
Bazen “Şunik” bazen ise tam otomatik çamaşır makinası misali arıtıcı ve temizleyici olurlar.

Tam otomatik çamaşır makinasında temizlik ve arıtma konusunda bazen verim alınamayabilir.

Bu aralar siyasi temizlik ve arınma için eskiye dönüp “Şunik” olmak gerekir.

Hele hele iktidar partisi AK Parti’de parti içindeki AK Partilileri tam otomatik çamaşır makinasına atıp temizlerken, AKP’lileri çamaşır tokacı “Şunik” ile başlarına vura vura AK olana kadar temizlemek gerekir.

Arınma ve arlanma için benim aklıma başka bir şey gelmemektir.

Kalın Sağlıcakla,

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları