Anıl Özmutlu

Anıl Özmutlu

25 Şubat 2021 00:05:00

SUÇ KİMDE

Bir önceki yazımda bahsetmiştim.

Ama hem yanlış anlaşılmaları düzeltmek hem de diğer problemlere değinebilmek için yazmam gerekti.

Onun için bu yazıyı bir devam yazısı olarak düşünebilirsiniz.

*

Aslında yıllardan beridir kanayan bir yaraydı.

Yıllardır konuşulan ama düzeltmek için hiçbir girişimde bulunulmayan bir yara.

Sadece asistanlık dönemi ile ilgili değil.

Tüm eğitim dönemini kapsayan bir problem.

*

Zaten zaman ilerledikçe, yıllar geçtikçe giderek büyüyen bir problemdi.

Pandemi de başladıktan sonra tamamen içinden çıkılmaz bir hal aldı.

Artık tam bir kördüğüm.

Tam bir kaos.

*

Eğitim sistemi.

Her dönemde, her çağda, her yaş grubunda eğitim sistemi.

*

Uzaktan eğitim tamamen ortalığı alt üst etti.

Öğretmenler internete giremiyor.

Ders kalıyor.

Öğrenciler uyanamıyor.

Ders kalıyor.

Öğrencilerin bağlantısı kopuyor.

Ders kalıyor.

*

Dersleri dinliyorlar güya.

Hiçbiri hiçbir şey anlamıyor.

Ama yine de devam ediyor.

*

Lise desen aynı.

Üniversiteler bile eğitim yapıyor.

Ama inanın hiçbir şey öğrendikleri yok.

*

Bu pandemi döneminin bir sorunu gibi görünüyor belki.

Ama sorunlar çok daha fazla.

Özel okullara çok ciddi paralar dökülüyor.

Karşılığında aldıklarınız çok tartışılır.

*

Yıllardır kaç milli eğitim bakanı değişti?

Kaç kez eğitim sistemi değişti?

Kaç kez sınav sistemi değişti?

Artık saymıyoruz bile.

*

Tüm bu sıkıntılar tıp fakülteleri ve asistanlık eğitimleri için de geçerli.

Kadavra yokluğu.

Kalifiye hocaların üniversiteleri terk etmek zorunda kalmaları.

Öğrencilerin durumun ciddiyetini ve önemini kavrayamamış olmaları.

Hepsi ayrı birer etken.

*

Dr. Mustafa Yalçın’ın intiharı görmek istenmeyen pek çok problemi bir kez daha yüzümüze vurdu.

Asistanlık eğitiminin zorluklarını.

Sistemin problemlerini.

İnsanüstü performans beklenen doktorları.

Hata yapma payının en az olduğu meslek grubunun hataya en çok zorlanan meslek grubu olduğunu.

*

Tüm bunların yanı sıra gördüğümüz şiddetten bahsetmiyorum bile.

Hakaretlerden.

Baskılardan.

Değersizleştirilmekten.

*

Evet asistanlık süreci zor olmalı.

Yoğun olmalı.

Çok şey öğrenmek gerekiyor.

Tam donanımlı olarak yetişmek ve yetiştirmek lazım.

*

Ama tüm bunları orada çalışanların da insan olduklarını unutmadan yapmak lazım.

Tüm bunları insanca çalışma ortamları yaratarak yapmak lazım.

Sosyal olarak asistanların hayatını bitirmeden yapmak lazım.

            Zaten sosyal olarak aktif ve mutlu olan insanların eğitim hayatları çok daha mutlu ve çok daha

verimli geçiyor.

            Bu yapılan araştırmalarda ve çevrenizde basitçe yapacağınız gözlemlerle çok kolay anlayabilirsiniz.

*

Bu durum hepimizi etkiliyor.

Giderek etkilemeye de devam edecek.

Artık başta yetkililer olmak üzere hepimizin bir şeyler yapma vakti geldi de geçiyor bile.

Tehlike çok ciddi bir şekilde geliyor.

Farkında mısınız?

*

Farkında değilseniz artık lütfen kaldırıp kafanızı bakın bir etrafınıza.

Yok eğer farkındaysanız, ki bu çok daha acı bir durum.

O zaman bir şeyler yapmak için daha ne bekliyorsunuz?

 

********************************************************************************

Aklınızda bulunsun:  Gülümsemek, adaleti bozuk düzene sessiz bir küfürdür. Gülümseyin. Nazım HİKMET

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları