Eray İspir

Eray İspir

25 Aralık 2020 00:07:00

SOĞUK BİR SABAHLA GÜNE BAŞLAMAK..

Kar yok ama hava soğuk. Her an kış ayını hissettiriyor bize hava, her ne kadar da önceki kışlara benzemiyor olsa da hava soğuk ve de nemli. Sıkılıyorum, gerçekten de çok sıkılıyorum ve coronadan kaçarken, ben aklımı kaçıracağım diye korkuyorum. Kafamda bir şeyler dolaşıyor, bazen şuurum dağılıyor ve aklıma olmadık, abuk sabuk şeyler geliyor ve depresyondan tam çıktım diyorum bi de bakıyorum ki daha dipteyim, bu benim halim ve neler olup bitiyor farkındayım üstelik bi de olmayanlar var onların halini hiç düşünemiyorum bile. Pek çoğumuz, cam kafeslere kapatılmış hayvanlar gibi olacağız ve hiç iyi günler beklemiyor biz insanları.Yıllar önce maymunlar gezegeni, diye bir kitap okumuştum, o kitabi yeniden okumak lazım, öyle hissediyorum. Önümüz karanlık, hem yoksulluk hem de yokluk, elimizden alınan haklarımız ve kısıtlanmaya çalışılan özgürlüklerimiz. Kendilerinin inanmadığı,(din iman) ama inanıyormuş gibi davranıp bizlere yani yoksul halka dayatılanlar artık canımızı acıtmaya başladı ve canımız yanıyor, bilinsin istiyorum.

Önümüzdeki hafta yılbaşı ve tam dört gün yine evde yasaklıyız. Öte yandan insanlara tek kuruş yardım yapmadıkları gibi, insanlara ceza yağdırıyorlar vay efemdim sokağa çıkma yasağına uymadınız diyerek. İktidar resmen haraç kesiyor vatandaşa, ve vatandaşı haraca bağlamış durumda, iktidar kolay yoldan para kazanın yolunu bulmuş, tam da bu iktidara yakışıyor, işleri bu çünkü.

Semt pazarlarının kuruluş günleri değişmişti ya, nihayet günleri karıştırmadan Atakent’te ki Salı günleri kurulmaya başlayan semt pazarına gittim. Pazara giderken de marketlerde satılan meyve ve de sebzelerin fiyatlarına baka, baka gittim, fiyat alayım ki ona göre alış veriş yapacağım, ne yapayım başka türlü olmuyor, çıkamıyoruz ki altından…Pazar yeri oldukça uzaktı ama devamlı yol olduğu için yormadı beni bu uzun yol.Pazar yerine vardım ki, pazarcılar müşteri bekliyor, müşterilerde poşetlerine koyacak ürün;aman Allahım ne mümkün, o kadar pahalılaştı ki her şey,uçurum,resmen uçurum ve insanlar biriki bi şey alıp çıkıyorlardı pazardan.Kıvırcıklara baktım,çok güzel görünüyorlardı ve bir kıvırcık bir de yeşil soğan aldım,’’on TL’’deyince pazarcı şaşırdım kaldım,alıp almamakta bir an tereddüt ettim ama aklıma, akşam yemeğinde, bol soğanlı, bol limonlu bir salata yaparım bifteğin yanında,. pilav, kuru fasulyede var, daha ne olsun, düşüncesiyle gittiğim için pazara, mecburen aldım.Pazarcı.’’Bu kıvırcığı ben 5TL aldım’’dedi ama bana çok da inandırıcı gelmedi doğrusu, hepsi birilerini kazıklama derdine düşmüşler.Yahu bu kıvırcık yarına kalırsa çürüyecek verin insanlara yesinler, bi de ıslatmışsınız ne bu ya, altı üstü bir demet ot, yok, herkes tezgahında ot değil de sanırsın ki altın gramı satıyorlardı sanki.Bir ara her şeyi 5 TL ye sabitlemişti yine bu pazarcılar, şimdi de 10 TL ye sabitlediler ve asla para üzeri vermek istemiyorlar, uzatılan paranın tamamını almak, kaç gram gelirse ona göre satış yapmak istiyorlar.Ne bileyim, belki de onlar da çok haklılar, belki değiller, bilmiyorum. Öyle bir hale geldik ki, herkes haklı, herkes haksız, çık çıkabiliyorsan için içerisinden.

Aslına bakarsanız ben o pazara daha çok patates almak için gitmiştim, çünkü nerden bakarsan 10 yıldır patatesi hep aynı kişilerden alıyorum, iyi patates alıyorum, onlar da bana verdikleri patatesi özenle seçtip verdikleri için başka tezgâhlara gitmiyorum. Gel ki benim tanıdıklarım yoklardı ama ben yine o tezgâhtan aldım patatesi. Kıvırcık, bir demet yeşil soğan 10 TL, Yarım kilo yeşil biber 10 TL. Patatesin fiyatını sormadığım için fiyatını bilmiyorum,20 TL de patatese verdim çünkü hemen her gün patates kızartıyorum Okan’a.Kilosu 6,5,TL olan domatesten de10 TL lik domates aldım.Başka ne alabilirim?, düşüncesiyle Pazar yerini şöyle bir dolaştım boydan boya.

Tek sokak üzerinde kurulmuştu Pazar yeri, öyle geniş bir alanda kurulu değildi ve pazar yerini dolaşmak kolay olmuştu benim için ve zaten çok bir talepte yoktu.Pazarın kurulacağı günlerde de, marketler de halk günü yapıyorlar ve insanlar markete gidip, bir kilo, olmadı yarım kilo alabiliyorlar, parası yettiği kadar yani.Pazarcıyla yaptıkları pazarlığı, ya da,’’ abla bu- bu kadar tuttu, şu kadar olabilir mi?’’,sırf para üzeri vermemek için bu tür sorulara muhatap olmadan, pazarlık yapmadan,.Elaman,,çırt,çırt ürünleri geçiriyor kasadan ve sana da okkalı bir fış uzatıyor bunu öde diyor, hepsi bu kadar, kimse kimsenin umurunda değil yani…

Pazarın ucuna doğru giderken bir tezgâhta duran mandalinalar güzel görünüyordu ve benim olmazsa olmazımdır mandalina,15 TL de mandalinaya verdim ve evin yolunu tuttum. Elimde yine bir sürü malzeme vardı,eve kadar yürüdüm bide, bazen kendime salak diyorum da, haklıyım aslında.Cimrilik konusunda tam da teyzeme benzedim, anama değilJ

İş yerimiz henüz kapatılmıştı ve elimdeki paralar henüz suyunu çekmemişti. Caddenin oldukça yukarısında bir alış veriş merkezi var ve canımın sıkıntısından, evdeki bunalımdan kurtulmak için o gün de kendimi şöyle bir dışarıya atmıştım alış verişi bahane ederek. Anam orası da o kadar çok pahalıydı ki, bana uygun olanlarından az da olsa biraz alış veriş yapmış, kasaya geldiğimde ise yanımda yeterli paranın olmadığı ve kredi kartımın da evde kaldığını görünce, Kasadaki kız, elimdeki paraya göre ürünleri geçirdi ve aldığım biftekler için param yetmemiş üzülerek de olsa o biftekleri de kasada bırakmak çok üzmüştü beni. Hani gerçekten de param yoktu alamadım dersin tamam onu anlarım, o zaman da bifteklerin yanına gitmezsin zaten, bir bütçen var ona göre ayarlama yaparsın, biz kadınlar hep öyle yapmıyor muyuz?.Önceki gün, sırf o bifteklerden almak için, evde daha başka ihtiyaçlar da vardı, ve dışarıya çıkmak bahanesiyle göz tepeye, her zaman alış veriş yaptığım markete, yani, MİGROSA gittim.250TL lik alış verişi bir torbaya koyup gelmiştim eve.. İşte biftekleri de o zaman almıştım ve yarısını hemen pişirip Okan’la birlikte yemiştik zaten, kalanı da dün akşam pişirdim. Tabi ki tadımlıktı, belki biraz daha fazlası ama biftek alabilmiştim bir kilo kıymanın yanında, var ya o an kendimi çok zengin hissettim. Tabakta biftek, yanında da köfte, bol limonlu,bol yeşil soğanlı kıvırcık salata, domatesi de unutmayalım,of- of.Aklıma teyzem geldi, ne güzel de küfür ediyordu ve bu dünyanın gelmişine, geçmişine sövüp siliyordu, kadın haklıydı,bazen küfür etmek insanı rahatlatıyor, çok rahatlıyor insan, vallahi…

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları