Müslüm SARI

Müslüm SARI

21 Aralık 2019 00:48:00

İnsanlar yanılıyor muydu?

Yağan bombaların ardından harabeye dönmüş şehirler… Şehirlerin yıkıntıları arasında, yavrularının ölü bedenlerine sımsıkı sarılarak onulmaz acılar içinde kıvranan anneler… Haykırışlar… Kalbimizde açılan derin yaralar… İşte tam da birilerinin bir şeylere zorla sahip olmaya çalıştığı böyle bir zamanda okudum Sahip Olmak ya da Olmak adlı eseri.

Erich Fromm, tam beş kez yeniden yazdığını ve ezberlerini bozduğunu ifade ettiği eserinde, insanlığın geldiği son noktayı açık yüreklilikle irdelerken şu çok önemli tespiti yapıyor:

“Modern toplumlarda da, yüzeydeki Hristiyanlık dininin arkasında büyüyen ve toplumun karakter yapısında yer eden bir gizli din, 'endüstriyel din' gelişmektedir… Bu yeni din, insanları, kendi elleriyle yaratmış oldukları ekonominin ve makinelerin kölesi hâline sokmaktadır ve bu, gerçek dinin özü ile taban tabana zıttır.”

Fromm, dinin özü ile taban tabana zıt böyle bir ortamda, insanı ayakta tutan ve ona değer katan şeyler üzerinde düşündürmeye çalışıyor bizi öncelikle:

İnsana değer katan şeyler nelerdir?

Para mı?

Mal mülk, makam ya da şöhret mi?

Yoksa iktidar mı?

Peki, ya onlar günün birinde elinden kayıp giderse?

Değerini de mi kaybeder insan?

Mutluluğa programlanmış birer mutluluk avcısına dönüştüğüne göre herkes, mutlu bir hayat için neyin peşinden gitmeli?

Sınırsız bir maddesel bolluğun, konforlu bir hayatın mı?

Neyin?

Teknik yönden çok iyi olmak, insanı “en güçlü” yapmaya yeter mi ya da bilimsel yönden donanımlı olmak, “her şeyi bilen” konumuna mı yükseltir insanı?

Yoksa yanılıyor muydu insanlar?

Sanıyor muydu?

Erich Fromm, ”damıtılmış bir olgunluk eseri” olarak kabul edilen Sahip Olmak ya da Olmak adlı eserinde, çeşitli konularda yıllarca biriken deney, düşünce ve araştırmalarının sonucunda ulaştığı gerçeği, net bir şekilde ifade ediyor:

Evet, insanlar yanılıyordu…

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları