Mehmet Demir

Mehmet Demir

3 Aralık 2019 00:00:00

Gaziantep FK için tehlike çanları…

Geçen hafta Antalyaspor maçından sonraki yazımda, Denizlispor maçı için, “Ligde nerede olacağımızı belirleyiciliği bakımından, kırılma maçlarından birisi” demiştim.

16 puana sahip olarak çıktığımız karşılaşmada, ya 3 puan alıp, 19’a ulaşıp, alt taraf ile farkı açacaktık…

Ya da, kaybedip, alt tarafın nefesini sürekli ensemizde hissedecektik…

Kazanamıyorsan kaybetme opsiyonunu kullanamayıp, 6 puanlık maçtan puansız ayrıldık. Rakibin üzerimize çıkmasına engel olamadık…

Denizlispor maçının analizini yapacak olursak…

Takımlar artık yavaş yavaş oturuyor. Herkes rakibini de daha iyi tanımaya başlıyor.

Ligin, ilk 6 haftasında, rakiplerimizin bizi tanıyamaması nedeniyle, savunma arkasına atılan toplardan bol gol çıkartıp, 11 puana ulaşmıştık. İkinci altı maçlık dilimde ise sadece 5 puan çıkardık, ki ikinci dilimdeki maçların zorluk derecesi çok daha azdı.

Bunun tek sebebi, rakiplerin bizim oyun planını çözmeleri, savunma arkası koşuya asla izin vermemeleri. Gaziantep FK’nın, başka türlü gol atma şansı da çok az olunca, kötü sonuçlar şaşırtıcı olmuyor.

Denizlispor maçına gelelim…

Mehmet Özdelik, Gaziantep’in savunma arkasına koşularını doğru analiz ettiği için, Sumudica’nın, topu rakibe verip, bir anda hızlı hücuma çıkma tuzağına düşmedi.

Bu nedenle olacak ki Gaziantep FK, 12 haftanın her istatistikde önde olduğu tek maçı oynadı. Sezonun, rakipten fazla topa sahip olduğumuz ilk maçı oldu. (%60 - %40)

Aynı şekilde, toplam şutta, ilk kez 18 şuta ulaştık. Rakip ise 5’te kaldı.

İsabetli pas oranında, 415, toplam ortada 28 sayısı ile rakibi üçe katladık…

Ama bu istatistiklere rağmen, sahadan mağlup ayrıldık.

Bunun tek sebebi, rakiplerin artık bize karşı geniş alan bırakmaması…

Denizlispor’un, doğru oyun stratejisine rağmen, savunmanın kaleciye geri pasında, büyük hata sonucu öne geçtik. Gol yemeden 10 dakika daha dayanabilsek, özelikle 70 sonrası Denizlispor risk alıp geriyi boşaltırdı. Bu da işimizi kolaylaştırırdı.

Maç tam istediğimiz havaya gelecek derken, bu kez savunmada biz eksik yakalandık, golü çok erken yedik.

Ardından da, oyundan düştük. Mehmet Özdelik’in, topu Gaziantep’e bırakalım, kapınca hızlı çıkalım stratejisi, iki golde de doğru işledi. Ve Dimyat’a pirince giderken, eldeki bulguru kaybettik.

Haftalardır yazıyorum, kalite ve yetenek anlamında çok gerideyiz. Yetenek fukarası futbolculara sahibiz.

Bir kaç oyuncu hariç, topla mesafe kateden, dikine gidebilen, farklılık yaratan oyuncumuz maalesef yok. Kulübe desteğini zaten saymıyorum bile…

Önümüzdeki 4 maçtan 7-8 puan alamazsak, ligin ikinci yarısı için işlerin çok zor daha olacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok. Alınabilecek maksimum puanla devre kapatılarak, ikinci yarıda takviyelerle daha alternatifli bir takım oluşturulmalı…

Yolların ayrılması gereken oyuncular var. Pawlovski, Kenan Özer, Olkowski, Ludrygin, Aziz Tetteh gibi…

Forvet hattına, direkt katkı sağlayacak 2, orta alana en az 2 transfer şart gözüküyor. Kulübe güçlendirilmeli, kadro derinliği yaratılmalı…

Gelelim Sumudica’ya…

Bu yetenek özürlü kadroya, 16 puan toplatması başarılı olsa da, her hareketi ile takıma zarar vermeye başladı. Hakemle, rakiple diyaloğunu geçtim, tribünle diyaloğu, kavgasının kabul edilir yanı yok. Aynı şekilde, başırısızlıkta kendine hiç pay çıkarmamasının da…

12-13 oyuncu ile neredeyse ilk yarıyı bitereceğiz. Kadro derinliği yok anladıkta, hep aynı oyuncular, hep aynı değişiklikler. Artık ezberledik…

Pawlowski, bu sezon 3’ü  ilk 11’de olmak üzere 11 maça çıktı. Asist 0, gol 0 ve halen oyunu değiştirsin diye ilk tercih…

Anlamak mümkün değil…

Sumudica ile yola edilmeli ama, hocanın kendine çeki düzen vermesi hususunda ciddi anlamda uyarılması gerektiğini düşünüyorum…

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları