BARIŞ KAYA

BARIŞ KAYA

11 Ekim 2019 00:32:00

Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig'in kaleme aldığı Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu isimli eser, kimliğini açıklamayan bir kadının çocukluğundan beri âşık olduğu bir adama yazdığı ilk ve son aşk mektubudur. Mektup ilerledikçe kadının büyümesine, olgunlaşmasına, mutluluklarına ve acılarına tanık olur, ve hem kadının değişen yaşamını, hem de âşık olduğu adamın, bu kadının yaşamındaki yerini sorgulamaya başlarsınız.

Kitapta, âşık olduğu adamdan başka hiçbir şey düşünmeyen, düşünemeyen bu kadının saplantılı duygu hâlini okurken, o kadının yıllarca hayalini kurduğu erkeğe kavuşma anı ortaya çıkıverir. İşte asıl hikâyede burada başlar.

Eserlerinde psikolojik çıkmazlara bolca yer veren Zweig, bu seferde kendini hapsolduğu saplantılı aşkından bir türlü çekip çıkaramayan bir kadının iç dünyasına bir başka duygu üzerinde durarak değinmeyi seçer: Hatırlanma arzusu. Kadın, adamın eve davet ettiği diğer kadınlardan bir farkının olmadığını bilmesine rağmen ömrü boyunca âşık olduğu adam tarafından hatırlanmayı arzu eder. Bütün bir ömür boyunca hayal edilen ancak asla gerçekleşmeyen bir arzu olan "hatırlanma arzusu" öyküyü canlı tutan neredeyse tek unsurdur.

Stefan Zweig'in birçok eserinde gördüğümüz derin karakter incelemeleri, eserin başkahramanı bir kadın olunca daha da bir ilgi uyandırıyor. Çünkü bir erkek yazarın, bir kadını böylesine derinden anlaması ve anlatması sanıldığı kadar kolay değildir. Ve bir kadını bu kadar iyi analiz edebilen bir erkek yazarın kaleminden çıkan her satırda okunmaya değer diye düşünüyorum. Şimdiye kadar, onun kaleminden çıkan 19 kitabın (18'i İş Bankası Kültür Yayınları çevirisi, diğer 1'i ise Can Yayınları çevirisi) hiçbirinde hayal kırıklığına uğramayışıma bakacak olursak da yanıldığımı sanmıyorum. Tabii çeviriyi yapan yayınevine dikkat etmeniz gerekir, hayal kırıklığına uğramamanız adına...

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları