BARIŞ KAYA

BARIŞ KAYA

1 Şubat 2020 00:03:00

Acının dili, dini, ırkı, rengi, yoktur

Sevgili okurlarım bugün size Elâzığ depremi ve sonrasını değerlendireceğim.

24 Ocak’ta meydana gelen Elazığ’daki 6,8 şiddetindeki depremin ardından bölgede artçı depremler yaşanmaya devam etti.

Elazığ depreminin bilançosuna yönelik yeni detaylar ortaya çıkarken, son depremler listesi sık sık sorgulanmaya başlandı.

Deprem şiddetliydi.

Birçok şehirde hissedildi.

Depremi ben de hissettim.

Televizyonu açınca depremin Elazığ’da olduğunu ve şiddetinin hafife alınmayacak seviyede olduğunu gördüm. Elazığ’da arkadaşlarım vardı. İçim kötü oldu. Hemen telefona sarılıp onları aradım. Çok şükür onlar iyilerdi.

Bir yandan arkadaşlarımın iyi olmasına sevinirken diğer yandan ölen, enkaz altında kalan ve yaralı kişilerin olduğunu bilmenin burukluğunu yaşıyordum.

Elazığ’ın benim için derin bir anlamı var.

4 yılım orada geçti. 

Sevinçlerim, hüzünlerim dostluklarım, kavgalarım oldu. En çok yaşadığım ikinci şehir diyebilirim.

Asıl meseleye gelelim.

Mesleğim gereği gündemi her zaman takip etmeye çalışıyorum. Gündemde bir şeyler söyleniyordu. Google’nin arama motorunda en çok aranan kelime Elâzığ Türk mü, Kürt mü? diye aranmış.

İlk önce pek ihtimal vermedim.

Biraz araştırmadan sonra gerçekten böyle bir şeyin olduğunu teyit ettim.

Aklıma Malcolm  X’in ‘Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır’ sözü geldi.

O zaman üstadın ne kadar haklı olduğunu daha iyi anladım. 

Elazığ , Türk olsa ne olacak? Kürt olsa ne olacak? Sonuç o acıyı yaşayanlar her şeyden evvel insan.

Bize öğretilen acının dili, dini, ırkı, rengi, yoktur. Zorda kalan kim olursa olsun dil, din, ırk gözetmeksizin yardım etmek gerektiği öğretildi.

Ya bize yanlış öğretildi, ya da bu kişiler hasta. Bence bu insanlar hasta.

Bu tür insanları yadırgamıyorum. Böyle kişilere halk arasında insanlıktan nasibini almamış deniliyor.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları