Ahmet Kolsuz

Ahmet Kolsuz

27 Nisan 2020 00:19:00

             Türkiye Büyük Millet Meclisi

Meclisimizin açılışının 100. Yılını gururla kutladığımız bugün ne onurlu ve ne mutlu bir gündür. 1.Dünya Harbinin sonrasında, savaşlardan yorulmuş, umutsuzca geleceğe bakan bir milletin azim ve kararlılığıyla yeniden kurtuluşunun temelidir Türkiye Büyük Millet Meclisi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin nasıl bir ortamda ve nasıl fikirler teati edilerek kurulduğuna bakmak lazım gelir. Şöyle ki, ancak o zamanlardaki fikir ve anlayış sayesinde bugünleri ve geleceği daha kolay anlayabileceğiz. Şimdi Meclisimizin açılışındaki o zor günlere gidelim.

Mustafa Kemal, Ankara’da iken İstanbul’un işgaliyle beraber Ankara’da “fevkalade yetkilere sahip bir Millet Meclisi”nin kurulması için vilayet ve sancaklara tebliğ yayınlamıştır. Bu tebliğden sonra Anadolu’nun her yerinden Ankara’ya milletvekilleri gelmeye başlamıştır. Bu gelişler hiç kolay olmamıştır, nice zorluklara katlanılarak ve tehlikeler göze alınarak yapılmıştır. Bu süreçte Mustafa Kemal, girişilecek olan eylemlerin meşruluğu sorunu ile ilgilenmeye koyulmuştur. Sebebi ise her şeyin çözümünün, milletin iradesiyle oluşan ve yine milletin azim ve kararlılığıyla hakikatin bulunacağına olan inancında saklıdır. Mustafa Kemal’in meşruluk arayışına çevresi de anlayamamaktaydı. Hatta Meclis açılmadan evvel, çevresindekiler Mustafa Kemal’in cepheye gitmesini yahut ordu kurmasını ve orduyla uğraşmasını telkin ediyorlardı. Fakat Mustafa Kemal, Ankara’da sakin ve ağırbaşlı bir şekilde telgraf başında Anadolu’nun her yerinden gelen milletvekillerinin oluşturacağı bir Millet Meclisi için çalışmalar yapıyordu. Kendisine cepheyle uğraşmasını telkin edenlere de “Önce Meclis, sonra ordu! Ben kerameti Meclisten bekleyenlerdenim.” diyordu. 

Mustafa Kemal’in bu meşruluk arayışında, Meclis’in kurulmasına öncelik vermesindeki nedenlerden biri de hakikatin burada bulunacağına olan inancında saklıydı. Kendisinin şu sözü bizlere hakikati bulma konusunda ışık tutmaktadır: “Meclis nazariye değil, hakikattir. Hakikatlerin en büyüğüdür. Orduyu yaratacak olan millet, fakat millete niyabeten de millet adına Meclis’tir.”  

O günlerdeki meşruluk arayışı, halkın azim ve kararlığı, hakikati bulma çabası… Bu kavramların hepsinin içi vatan sevgisi, akıl, bilim ve tecrübe doludur. Meclis, farklı fikirlerin çatışması yahut aynı fikirlerin daha da geliştirilmesini sağlayarak yasama yetkisini tek elde bulunduran hepimizin çatısı konumundadır. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 100. yılı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun…

 

 

Yorumlar

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları