Problem FETÖ davalarında

AK Parti Gaziantep eski Milletvekili Şamil Tayyar, katıldığı bir TV programında yaklaşık 1,5 yıl gündeme getirdiği FETÖ Borsası iddialarının arkasında olduğunun söyledi
Problem FETÖ davalarında

AK Parti Gaziantep eski Milletvekili Şamil Tayyar, katıldığı bir TV programında yaklaşık 1,5 yıl gündeme getirdiği FETÖ Borsası iddialarının arkasında olduğunun söyledi. Tayyar, “Bence bu davaları ikiye ayırmak gerekiyor. Bir 15 Temmuz davaları. Problem FETÖ davalarından kaynaklanıyor. Biraz başlangıçta ceket yanlış iliklenince öyle devam etti” dedi.
AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, Fox TV’de yayınlanan İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programına konuk oldu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şamil Tayyar, önemli uyarıların yanında bomba etkisi yaratacak açıklamalarda bulundu.

FETÖ BORSASI İDDİALARININ ARKASINDAYIM

Yaklaşık 1,5 yıl önce gündeme getirdiği FETÖ Borsası iddialarının arkasında olduğunu kaydeden Şamil Tayyar, “FETÖ Borsası söylediğimize göre var tabi. Olmayan bir şeyi niye söyleyelim. Biz bunu bir buçuk yıl önce gündeme getirdiğimizde başlangıçta aslında insanlar çok fazla üzerinde durmadı. Zaman içerisinde etkisi arttı. Çünkü herkes bir nevi empati yapmaya başladı. Etrafında bizzat tanık olduğu veya duydukları üzerinden başlangıçta bize haksızlık yaptığını düşünenler zaman içerisinde bazı somut verilerle karşılaşınca hakkımızı teslim etmeye başladı. İş büyüdü. Aslında iddianın büyüklüğü bizim söylememizden ziyade sorunun büyüklüğünden kaynaklanıyor. Eğer böyle bir sorun olmasa biz ne kadar iddialı laflar söylesek de karşılık bulmazdı. Çünkü ben gittiği her yerde veya bizi araya soran herkes örnek veriyor. Türkiye’nin her yerinde mesajlar mailler gelmeye başladı ve her ilden buna ilişkin ellerindeki bilgileri paylaşmak isteyenler var. Buna ilişkin her bilgiyi ben ilgili göndermeye çalışıyorum. 1,5 yıl önce gündeme geldiğinde Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Adalet Bakanımıza HSK’ya ilettim. Ulaşabildiğimiz her yere ilettim. Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuda son derece samimi. Yanımda da bizzat talimat verdi. Bu iddiaların son derece önemli olduğunu ve sonuna kadar üzerine gidilmesi gerektiğini söyledi. Araştırmaya muhtaç konular var. Bunun için teknik takibe, başka verilere ihtiyaç var. Para akışlarının tespit edilmesi gerekiyor.

FETÖ İLE MÜCADELEDE SONUÇ ALINMALI

Bir taraftan Türkiye bu kirli yapıyla mücadele etmeli ve sonuç almalı. Yaklaşık 53 yıldır devam eden bu devlet içindeki çarpık yapılaşmanın mutlaka sona erdirilmesi lazım. Ama bunu yaparken de mağduriyetlere sebep vermemek gerekir. suçluların da o mağdurlar arasına karışıp kendilerini kurtarmamaları lazım.

FETÖ BORSASI’NIN TANIMI NE?

FETÖ dava sürecinin kendi kişisel hesapları veya rantı için kullananların içinde yer adlığı bir süreçten bahsediyoruz. Bu sadece yargılamalarla sınırlı değil. yani 3-5 hakim veya savcıdan bahsetmiyoruz. Sürecin içinde bir vesileyle yer alan ve devlet erkini kullanan kurumların yoldan çıkmış raydan çıkmış kadrolarını kapsıyor. Biz bunları söyleyince o kurumların başındakiler inciniyor ve alınıyor. Ben buradan çok açık yüreklilikle söylüyorum. Eğer siz sepetteki çürük elmaları ayıklamazsanız kalanların tamamını da çürütürsünüz. O yüzden bünyenin daha sağlıklı olabilmesi için bizim önce çürük elmaları ayıklamamız lazım. Bu herkesin bir görevidir. Milli İstihbarat Teşikilatı’ndan, Emniyet’ten Yargı’dan avukatlar arasından çok sayıda insanın birlikte veya ayrı ayrı gerçekleştirdiği bir işlemler bütününden söz ediyoruz.

BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ

Kamuoyu şöyle bir yanılgıya kapılmasın. Bazen bir mahkemenin verdiği kararlar üzerinden de tespitler yapılıyor ama hakimin yeri geliyor bundan haberi de olmuyor. Çünkü genelde bu sistem işlerken daha çok itirafçı mekanizması kullanıyorlar. Bunun başka yönetmeleri de var tabi. Ağırlıklı yöntemlerden birisi bu. Sizi itirafçı olarak kayda aldığınızda söyledikleriniz örgütü çökertmeye yetecek ilave delilleri içinde barındırması gerekir. Ama itirafçı olarak kabul ediyorsunuz. Ondan sonra herhangi bir operasyon yapmıyorsunuz. Herhangi bir bilgi yok. Bu ifadenin gerçek manda hukuken bir delil teşkil edip etmediği ilgili kurumlara soruluyor. İşte istihbarat birimleri veya devletin başka kurumlarına oradan gelen raporlara göre de bazen hakim ya da savcı karar verebiliyor. O yüzden bunu bir bütün olarak değerlendirmek lazım. Hakim veya savcıyı devletin diğer kurumları mı yanılttı veya devletin ilgili kurumları iyi çalıştı da yoldan ya da raydan çıkmış hakim-savcılar raporları çarpıtarak karar mı verdiler. Her davanın seyri birbirinden bağımsız olarak gelişiyor.”

FETÖ BORSASI’NDA ÇOK BÜYÜK PARALAR DÖNÜYOR

FETÖ Borsası’ndan çok büyük paraların söz konusu olduğunu dikkat çeken Tayyar, “İlla beraat etmesi gerekmiyor. Çünkü FETÖ soruşturmasından hakkında işlem başlatıldığında ve yargılama konusu olduğunda mal varlığına el konabiliyor. Özellikle zenginlerin 500 milyon dolar, 1 milyar dolar serveti olanlar var. Bir yandan bütün malına ve mülküne el konduğu için gerekirse servetin tamamını da verebilir. Adam bir an önce bundan kurtulmak istiyor. Dolayısıyla telaffuz edilen rakamlar onlardan talep edilen ve onların sahip olduğu servet büyüklüğü içerisinde çok büyük rakamlar değil 10 milyon, 20 milyon, 100 milyon dolat verebilir. Ne olacak ki servetin 10’da 1’ini verdiğinde bir şekilde aklanmış olacak. Ya da temizlenmiş olacak ve kendini kurtaracak. Onun için rakamlar son derece büyük.

FETÖ İLE MÜCADELEDE MESLEKİ TAASSUP VAR

Burada temel problem şu: devletin bir hantal işleyişi var. Sonuçta sayın Cumhurbaşkanımıza bizim dışımızda da çok farklı kanallardan bilgi akışı var. Sonuçta devletin başındaki kişi ve devlet kurumlarından yardım istiyor. Maalesef kurumlarda bir mesleki taassup var. Misal siz emniyetle ilgili iki densizin ismini verdiğinizde emniyet bu gittiğinde emniyet bunu koruma güdüsüyle hareket ediyor. Veya MİT, yargıda keza öyle. Örnek olsun diye söyleyeyim. Asil Öksüz’ün kaçırılma vakası kamuoyunda tartışılmaya başladıktan kısa süre sonra o tarihte ben HSK’da birkaç üye bir araya geldim. Onlar sordum: Böylesine kritik bir isim nasıl olur da bırakılır? Bana söyledikleri ifade aynen şu: Sayın vekilim burada hakimlerin bir kusuru yok. Jandarma, emniyet burada öyle bir rapor hazırlamışlar ki içi çok boş hakim bunula nasıl karar versin” dedi. Yani hakimleri aklayan bir yaklaşım sergilendi. Aradan zaman geçti. O iki hakimin FETÖ’cü olduğu kesinleşti. Hatta biti itirafçı oldu.”

FETÖ İLE MÜCADELEDE DAVLARI İKİYE AYIRMAK GEREKİYOR

Şamil Tayyar, FETÖ ile mücadele gelinen noktayı ise şu sözlerle değerlendirdi: “Bence bu davaları ikiye ayırmak gerekiyor. Bir 15 Temmuz davaları. Bir de FETÖ davaları. Yani o gece bombalama eylemleri darbeyi planlayanlar arasında ya da somut veriler üzerinden yürüyen davalar. 15 Temmuz davalarının yüzde 100’e yakın bir isabette yürüdüğünü söyleyebilirim. Orada inanılmaz bir performans var. Onların belki şöyle bir kolaylığı var: ellerinde daha somut veriler var. O yüzden 15 Temmuz davalarında hata payı yok denecek kadar az.

PROBLEM FETÖ DAVALARINDA

Problem FETÖ davalarından kaynaklanıyor. Biraz başlangıçta ceket yanlış iliklenince öyle devam etti. Bunları toparlamaya çalışıldı sonradan ama sistem hala kusuyor birçok yerde. Bunu belki bir yerde doğal mı karşılamak gerekir bilmiyorum. 27 Mayıs’tan bu yana farklı vesayet unsurlarının bir yerde kaldıracağı haline gelmiş ve çok ciddi problemleri içinde barındıran yargının bugün topyekûn bir mücadele sürdürülmesi zor olabilir. Kaldı ki 4 bin civarında FETÖ’cü de ihraç edilmiş. Yeni genç nesilden takviyeler yapılmış böyle bir zorlukları da var. O sebeple FETÖ davalarında ciddi sıkıntı var.”

ABDULHAMİT GÜL

Yargıdaki FETÖ tartışmalarına değinen Tayyar şunları kaydetti: Adalet Bakanı benim beraber siyaset yaptığım bir arkadaşımız. İyi bir hukukumuz var. Ben FETÖ borsasını gündeme getirdiğimde bunu Gaziantep'te yerel bir çekişmeymiş gibi gündeme getirmeye çalışanlar da oldu. Oysa bizim ne öyle bir niyetimiz oldu be bir çabamız oldu. Kendisini de seviyor ve gayretini de takdir ediyoruz. Burada bana göre son derece pozitif bir rol aldı. Yargıda aksayan her problemi Adalet Bakanı’na ciro ederek bundan siyasi bir fatura çıkarmak doğru bir şey değil. Adalet Bakanı’nın buradaki niyetini biliyoruz. Eğer yağıda bazı kamplaşmalardan veya farklı ekollere sahip yargıçların daha iyi görevlere geldiğine ilişkin kaygılar varsa bu değerlendirebilir. Bize de geliyor. Biz bunları Sayın Bakanımızla zaman zaman konuşuyoruz.”

ATEŞ OLMAYAN YERDEN DUMAN ÇIKMAZ

Şamil Tayyar, Hakyol tarikatının yargıda çok etkili bir hale geldiklerinin yönündeki iddialar hakkında ise şunları aktardı: “Son dönemdeki yaygın iddialardan birisi burada Hakyolcuların özellikle yargıda çok etkili bir hale geldiler diye. Bu iddialar hakikaten çok ciddi boyutlarda. Eğer herkes bu meseleyi konuşuyorsa ‘Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” derler, o zaman bu meselenin üzerine gitmek lazım. Benim de gözlemlerimle örtüştüğü için rahatlıkla söyleyebilirim. Buna ilişkin kaygıları da gidermek gerekiyor. Hakyol ile ilgili de bir iki noktada kaygım var. Geçmişte yargıda bu kadar adından söz ettiren bir grup değildi. Biz sonradan da uzaydan yargıç getirmedik. Peki bu kadar yoğun ve etkindiler de ne oldu da son 1 yıl içerisinde sayıları bu kadar arttı. Benim kanaatim kendini gizlemeyi başarmış, kripto FETÖ’cülerin farklı gruplara sızarak yargıda varlık mücadelesini sürdürmeye çalıştığını düşünüyorum.

KRİPTO FETÖ’CÜLERİN BAŞKA YAPILARIN İÇİNE SIZMIŞ

Yani bunun için de Hakyol da var, Süleymancılar da diğer gruplar da var. Kripto FETÖ’cüler bu grupların içine sızarak varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Buna karşı da devletin güçlü bir refleks göstererek o filtreyi iyi uygulaması lazım. Allah korusun ileride çok daha farklı problemler olabilir. Bunu şöyle kolay sağlayabiliyorlar. FETÖ dediğimiz yapı bir çatı kuruluş gibi düşünün. Herkesin geçmişte bir aidiyeti var. Ama zaman içerisinde evrilmişler ve FETÖ’nün içerisinde yer almışlar. FETÖ 15 Temmuz’dan sonra her yönüyle deşifre olduktan sonra bunun artık kriminal bir yapı olduğunu konusunda hem devletin hem toplumun genel mutabakatı oluşunca bunlar üst çatıyı terk ettiler. Çekirdek ideolojilerine dönerek varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Bunlara karşı da devletin uyanık olması lazım.

15 TEMMUZ’DAN SONRA DEVLETİN BÜTÜN KURUMLARI FELÇ OLDU

Şöyle bir gerçeklik var. 15 Temmuz’la beraber devletin bütün kurumlar neredeyse felç haline geldi. Bir tek Recep Tayyip Erdoğan ayakta kaldı. O da sonuçta siyasi ve sosyal bir varlık olarak gündemimizde. Şimdi devlet yeniden yapılanıyor. Dolayısıyla devlet içi iktidar mücadelesi de yeniden horladı. Çünkü FETÖ’nün boşalttığı ciddi bir alan var. Daha önce de başka zihniyetle olanı kullanıyorlardı.

ERGENEKON, FETÖ ŞİMDİ DE DİĞER YAPILAR

Daha önce de Ergenekon zihniyeti o alanı doldurmuştu. Ondan boşalan yere FETÖ geldi. Şimdi FETÖ’den boşalan yere talip olanlar var. Dolayısıyla bu mücadele sadece sözünü ettiğiniz o gruplar değil. Bunun içinde ulusalcılar da var. O eski aydınlıkçı grup da var. Bunlar bir tehdit, bir tehlike mi?

HE FETÖ HA ERGENEKON

Ben şunu söylüyorum: Sivil siyaseti boğan vesayetçi ve darbeci zihniyeti temsil eden kendisini nasıl tarif ederse etsin hepsi birbirinin aynısıdır. Ha FETÖ ha Ergenekon ya da bir başkası. Sonuçta sivil siyaset üzerinde bir vesayet oluşturuyorsa birinin diğerinden farkı yok.”

ERGENEKON BİR TERÖR ÖRGÜTÜ MÜ?

Tayyar, Küçükkaya’nın sorusu üzerine “Ergenekon’un terör örgütü olduğuna inandığını” söyledi: “Mahkeme Ergenekon diye bir örgüt yoktur diye bir hükmü var. Bunu herkes hatırlatıyor. Daha önce de bir mahkeme vardı ve bir karar verdi. O tarihte yapılan hata şuydu: Ergenekon içerisindeki kumpaslar ayırt edilerek yani masumları bir kenara koyan sadece suçluları cezalandıran bir karar verilseydi doğru bir karardı. Bu yapılmadı. Ergenekon bir torba dava hakine getirildi. Birbiriyle ilşkili 23 ayrı iddianame tek iddianame hale getirildi ve 275 sanıklı bir davaya dönüştürüldü. Şimdi toptancı bir davranışla herkes suçlu ilan edildi ve karar verilid. Bugün yapılan da yine toptancı bir yaklaşımla masumları ve suçluları ayırt etmeksizin hepsini akladılar. O zaman hepsine ceza verdiler bu defa da hepsini akladılar. Mahkeme Ergenekon terör örgütü değildir diye bir şey söylemiyor. Kararda diyor ki: Böyle bir örgütün varlığını teyit edecek delil yok diyor. Yani karar delil yetersizliğinden verilmiş bir karar.

ERGENEKON BİR TERÖR ÖRGÜTÜ

Ben Ergenekon diye bir terör örgütü olduğunu düşünüyorum. Delilim var. Mahkemenin de var zaten. Peki mahkeme niye böyle bir karar veriyor. Hakimin yerinde olsam ben de aynı kararı veririm. Çünkü bu davalar bir yönüyle siyasi davalardır. Eğer arkasında omuz veren güçlü bir siyasi irade olmazsa bunun sürdüremezler. Bugün FETÖ mücadelesi de aynı gidiyor. Davanın sahibi kalmayınca hakim tek başına bu kavgayı bu mücadeleyi niye versin, vermez ki. Ergenekon dediğiniz şey geniş anlamda Osmanlı2dan Cumhuriyet’e miras kalmış vesayetçi darbeci zihniyeti temsil eder. Yargılama konusu olan Ergenekon ise 1999’da kurulduğu varsayılan ve o sözünü ettiğiniz darbeci zihniyetin 1999’dan sonraki halkası.
Maklube tartışması
Tayyar, Adalet Bakanı'nın "Aynı maklubeye kaşık sallayanlar" sözlerine ilişkin ise şöyle konuştu: “Sonuçta geçmişte FETÖ ile bir vesileyle ilişki kurmuş kadroların bugün bize FETÖ mücadele dersi vermesin diyor. Ben tespitinde bir problem görmüyorum. Kimi kast ettikleri konusunda ben sadece bir tahminde bulunabilirim. Bu konuyu Cumhurbaşkanı ile görüşmemizde gündeme gelmedi ama 1,5 yıl önceki görüşmemizde konuşmuştuk. Onda Sayın Adalet Bakanımız da vardı. Kamuoyuna yansıyan konuları biraz daha açarak detaylandırdım ve Sayın Cumhurbaşkanımız inanılmaz bir ilgi gösterdi. Bu iddiaların hepsi çok önemli ve sonuna kadar üzerine gitmeliyiz dedi. Talimat verdi. Ama ondan sonra birçok şey değişti. Mesela çok sayıda hakim ve savcının görev yeri değişti. Başta Gaziantep olmak üzere. Yani ciddi bir ayıklama da oldu.
Tayyar, “Muhtemel bir kabine değişikliğinde Adalet Bakanı’nı yemek isteyen AK Parti içerisindeki güçlü çevreler mi bunu yaptı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Böyle niyette olanlar muhtemeldir ki vardır. Oysa ben 1,5 yıl önce bu mevzuyu gündeme getirdiğimde belli çevreler beni suçladı. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Adalet Bakanını yıprattığımız varsayımından hareketle. Oysa ben sadece yanlış işlerin ayıklanmasını isteyen birisiyim. Halen AK Parti Şahinbey üyesiyim. O tarihte bizi hedef tahtasına koydular. Yıpratıcı bir açıklama yapıyoruz diye. Peki ne oldu da dün beni suçlayanlar bir çırpıda bunları gündeme getirip Adalet Bakanı üzerinden siyasi bir fatura çıkarmaya çalıştılar. Ben bu yaklaşımı doğru bulmadım” diye konuştu.

"HERKES ELİNİ AYAĞINI ÇEKSİN BU İŞLERDEN"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatlarının hakkında FETÖ soruşturması yürütülen Fettah Tamince’nin de avukatlığını üstlenmesine ilişkin Şamil Tayyar şu ifadeleri kullandı: “Son dönemde biraz daha bunların tartışma konusu olmasının Erdoğan'a doğrudan söyleyemeyenler etrafından laf söylemeye çalışıyor. Fettah Tamince'yi meselesini önemsiyorum. Adalet bakanlığının kanun yararına bozma meselesi önemli. Muhtemeldir ki bu konuyla fazla spekülasyon yapılması belki doğal bir süreç olarak devam etti. Buna en üst mahkeme karar versin, beraatla ilgili. Şahıslardan bağımsız olarak kimi işlere bulaşmışsa 17 Aralık'tan sonra tavır koymayıp devam ettiyse babam da olsa çıksın hesabını versin. Burada tartışmanın Cumhurbaşkanı üzerinden yürümesini sağlıklı bulmuyorum. Bu işlerin içine girince çok sayıda CHP'li ve ulusalcı avukat bulursunuz. Suçlama niyetiyle değil, FETÖ davalarına bakan avukatların siyasal kimliklerini araştırsınlar ben CHP'nin birinci sırada olacağını düşünüyorum. Hak hukuk için girdik diyebilirler, neyse. Ama ben CHP'li avukatların birinci sırada olduklarını düşünüyorum. Hangi partiye mensup olursa olsun sonuçta parti kimliği olan ve güçlü liderlerle aidiyeti olan hiç kimsenin FETÖ davalarına girmemesi gerektiğini düşünüyorum. Herkes elini ayağını çeksin bu işlerden."

"JİTEM DAVASI, FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER DİYE BİR ŞEY KALMADI BU ÜLKEDE"

Tayyar sözlerini şöyle noktaladı: "FETÖ mücadelesi sebebiyle geçmiş dönemde yanlış işlere bulaşanları böyle bir rüzgar içerisinde temizlemeyelim. Jitem davası, faili meçhul cinayetler diye bir şey kalmadı bu ülkede. FETÖ davası, geçmiş dönemdeki pis işlerin ayıklanma sebebi ya da onları örten bir şey olmamalı."


Haber Merkezi
26.09.2019


Yorum yap

Diğer Haberler