İşbirliğinde ZİRVE yaptı

 

Zirve Üniversitesi’nin rektörü olarak üniversitenin misyonundan bahseder misiniz?

2009 yılından beri en büyük misyonumuz kaliteli insan yetiştirmek. Kaliteli insan yetiştirmek demek ne demek? Dünya ile rekabet edebilen, teknolojiyi çok iyi takip eden ve  kullanabilen, projeler üretebilen, bulunduğu toplumun sorunlarına çözüm üretebilen bireyler olmasıdır. Buna baktığımız zaman dört dörtlük bir insan profili. Bizim de en büyük hedefimiz bu. Ama bunun temeli önce ailede sonra ilkokulda, ortaokulda, lisede son olarak da üniversitede atılıyor. Bu temeli nasıl daha iyi sağlamlaştırılın peşindeyiz. Bunu farklı ülkelerdeki yetişmiş insanların yardımıyla yapmaya çalışıyoruz. Şuana kadar 2 bin 500 mezunumuz oldu. Mezun olan 2 bin 500 kişi şu an piyasada nitelikli eleman olarak çalışıyor. Şu ana kadar mezunlarımızdan her hangi bir şikayet gelmedi. Demek ki hedefimize yavaş yavaş ulaşıyoruz.

Öğrenciler Zirve Üniversitesi’ni ve Gaziantep’i neden tercih etmeli?

Türkiye’de hala bilinçli tercih diye bir olay yok. Olsa zaten herkes okumak için İstanbul’a, Ankara’ya gitmez. Büyükşehir’in vermiş olduğu bir cazibe var ama Amerika’ya baktığımız zaman en iyi okulların çölün ortasında da olduğunu görüyoruz. ABD’de küçük küçük üniversite kasabaları var. Türkiye’de her alanda olduğu gibi eğitim alanında da yavaş yavaş bilinçli tüketici modeli oluşuyor. Üniversite bedavada olsa zamanınızı harcıyorsunuz iyi bir yatırım yapmak zorundasınız. Bedava üniversite diye gidip de karşılıksız bir diploma almanın bir anlamı yok. Türkiye’deki üniversitelerin eğitim programları hemen hemen aynı. Farklılığı kılan şey, birkaç noktada özetlenebilir. Bunlardan birisi; yabancı dilde eğitim çok çok önemli. Bu yabancı dil hayranlığı değil. Artık insanlar iletişimi İngilizce ile sağlıyor. İkincisi küçük sınıflarda birebir eğitim çok önemli. İstanbul’da büyük bir devlet üniversitesine gidebilirisin.  250 kişilik sınıfta laboratuar yaparsın, Zirve Üniversitesi’nde 10 kişilik laboratuarda uygulama yaparsın. Şimdi hangisini tercih edersiniz? Tabii ki Zirve’yi tercih edersin. Ailelerden ve öğretmenlerden gelen bilinç olarak ortaya çıkması gerekiyor. İngilizce vermeyen bir bölüme gideceğinize Açık Öğretim okuyun daha iyi. Açık öğretim okuyunca sadece kampus ortamı görmüyorsunuz. Onun dışında pek de bir fark yok. Bunu küçümseme anlamında söylemiyorum. Vaktinizi ve paranızı iyi değerlendirmek istiyorsanız, üniversite bana mezuniyetten önce ve sonra neler veriyor. Bunu çok iyi araştırmak gerekiyor. Gittiğiniz okulda iyi bir akademik kadro var mı, laboratuar ortamı nasıl, altyapı nasıl, bire bir uygulamalar nasıl bunları araştırmak öğrenmek gerekir. Türkiye’de sadece üç üniversitede uygulanan bir model söyleyeyim. Bu bizde de var. Öğrenciye sahip çıktığımızın en büyük göstergesidir. Nedir? Akran Danışmanlığı

Hocam bunun anlamı nedir? Biraz anlatır mısınız?

Bunun anlamı şu: Batı bu sistemi kullanıyor. Öğrencinin akademik girişimi için bizim bir ofisimiz var. Burada üst sınıfa geçmiş başarılı olmuş öğrencilere ders saati karşılığı alt sınıftaki öğrencilere ders çalıştırıyoruz.  Bu çok önemli bir farklılık. Burada öğrencinin dilinden öğrenci anlayabilir. Bir birleri ile iletişim kurabilirler. Onlara da ders saati karşılığı istihdam ederek para kazanma fırsatı veriyoruz. Ayrıca derste anlamadıklarını tekrar etme imkanı tanıyoruz. Diğer bir farklılık neden Zirve’yi tercih etsin derseniz; Zirve’deki programların tamamı hem ülkemizde hem dünyanın değişik ülkelerinde takip edilen alanlardan. Örneğin. Tıp, Eğitim, İletişim, Mühendislik, Mimarlık İktisadi ve İdari Bilimler fakültemiz var, bunların hepsi dünyanın dört bir tarafından talep edilen alanlar. Sadece yapmamız gereken şey klasik eğitim modelleri dışında öğrenciye ne tür yetenekler kazandırıldığı. Burada öğrencinin yönetime ulaşamama diye bir kavram yok. Ben bile bazen öğlen yemeğe gittiğim zaman tabağımı alır öğrencilerle yemek yerim. Asansörde karşılaştığımız zaman sohbet ederiz. En kolay öğrencilerin randevu alabildiği kişilerden birisiyim. Bunun anlamı ulaşılamaz hoca, ulaşılamaz yönetici modelini kırdık.

Mezun profiline de baktığımızda iyi yerlerde çalışmaları farklı okullarda güzel yerlerde yüksek lisans doktora yapmaları zaten hem yüksek lisans hem doktoradan mezun olan öğrencilerimiz var burada. Bu bizi farklı kılıyor. Tabi beş özellik dediğimiz şeyi burada kazanıyor öğrenci. Dili mecburen öğreniyor, çünkü dünyada artık bir rekabet olduğunu biliyor. İkinci yabancı dil anlamında biz fırsat tanıyoruz üniversitede. Teknolojiyi iyi kullanıyor apple teknolojisi biliyorsunuz kurulduğumuzdan beri kullandığımız teknoloji. Proje üretmesi, stajları iyi yerlerde yapması yani Gaziantep’e denizcilik ilgili programların yapılması bile başlı başına inovasyon anlamında farklı bir üniversite olduğumuzu gösteriyor. Bu da çok çok önemli. Bu sene ilk mezunlarımızı vereceğiz mesela Denizcilik Programlarından. Geçen yıl 4 yıllık programlardan mezunlar verdik. Geçen yıl 25’e yakın kendi mezunlarımdan oluşan Araştırma Görevlisi aldık.

Buna kendi öğrencilerinize inandığınızın göstergesi diyebilir miyiz?

Tabi. Bu benim kendi mezunuma inandığımı gösteriyor. Öğrenciyi ödüllendiren, öğrenciye sahip çıkan, onu destekleyen ona farklı yurt dışı değişim programlarıyla her sene mesela 80’e yakın öğrenci Avrupa Birliği ülkelerine değişim programlarıyla gönderiyoruz. Mütevelli heyetimiz tamamen tüm masraflarını ödeyerek 27 öğrencimizi 8 haftalığına ABD’ye son kurlarını tamamlamak üzere dil eğitimi için gönderiyor. Bunun dışında bütün öğrenci projelerini destekliyoruz. Hem maddi hem manevi anlamda daha napalım diye düşünmüyoruz. Öğrencilerimiz için her zaman. Bunun ötesinde de neler yapılabileceği konusunda da zaten öğrenci konseyleriyle yakın çalışıyoruz oda bizim için bir farklılık. Birde üniversitenin aslında Gaziantep’te olması çok büyük bir avantaj ben dezavantaj olarak görmüyorum.

 


Mehmet Torun
9.06.2015


Yorum yap

Diğer Haberler