Bu kararı kabul etmiyoruz

Anayasa Mahkemesi’nin sözde barış bildirisine imza atan akademisyenlerin yaptığı başvuruda hak ihlali kararı vermesine bir tepkide Gaziantep Elbeyliler Dernek Başkanı, Beğdili Oğuz Boyları Federasyonu Genel Başkanı Faik Akyılmaz’dan geldi
Bu kararı kabul etmiyoruz

Anayasa Mahkemesi’nin sözde barış bildirisine imza atan akademisyenlerin yaptığı başvuruda hak ihlali kararı vermesine bir tepkide Gaziantep Elbeyliler Dernek Başkanı, Beğdili Oğuz Boyları Federasyonu Genel Başkanı ve Türkiye Türk  Dünyası Yörük Türkmen Birliği  Genel Başkan Adayı Faik Akyılmaz’dan geldi. Akyılmaz, kararı kabul etmediklerini söyledi.

Yazılı açıklama yapan Türkiye Türk  Dünyası Yörük Türkmen Birliği  Genel Başkan Adayı Faik Akyılmaz, “Bugüne kadar sistemli ve ilmi şekilde, uzun zamandan beri sürdürülen çalışmaların hedefinde Türk Devleti ve Millet vardır. Bunlardan biride “PKK Terör Örgütü bildirisi niteliğindeki” kışkırtmalarıdır. Bu malum sözde bildiriyi ülkemizdeki 160 bin akademisyenden 2212'si imzalamış da olsa ortaya çıkan durum çok hazin ve düşündürücüdür. Yine sözde terörseviciliği teşvik eden bildiriyi  suç olmaktan çıkaran Anayasa Mahkemesinin kararına Yörük ve Türkmenler olarak İTİRAZ ediyor ve KINIYORUZ. Sözde bildiri gerçek dışı, yalandan, propagandadan oluşan hain terör örgütünün propagandasının yansımasıdır. Anayasa Mahkemesinin bazı üyeleri Türk Milleti adına karar verirken adalete ve kamu vicdanına aykırı bir kararla terörsevicileri sevindiren bizce yok hükmünde olan bir karara imza atmıştır” dedi.

Anayasa Mahkemesinin skandal bir karar imza attığını savunan Faik Akyılmaz, şöyle konuştu: “ Anayasa Mahkemesinin, devletimizin 2016 yılında teröre ve hendek olaylarına karşı meşru ve haklı şekilde yürüttüğü mücadeleleri  "kasıtlı ve planlı bir kıyım, bilinçli sürgün politikası, bölge halklarına yönelik bir katliam, devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddet"  olarak adlandıran sözde barış bildirisine imza atan akademisyenlerin eylemlerini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirerek ceza almalarının "hak ihlali"  olduğu yönünde skandal bir karar vererek Türk Milletinin vicdanında derin yaralar açılmıştır. Söz konusu kararla, bu aziz topraklar için fedakarca görev yapan güvenlik güçleri ile ülkesini seven bütün Yörük Türkmen topluluğunda derin bir üzüntü sözkonusu olmuştur.  Terör örgütü adına kurşun sıkmanızla onun propagandasını yapmanız arasında hiçbir farkı yoktur. Terörle mücadele ettiği için devleti suçlayan açıklamalar yapmak dünyanın hiçbir ülkesinde ifade özgürlüğü olarak kabul edilmez. ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Türkiye’de akademisyenleri hedef alan süreçten endişe duyduğunu Twitter mesajlarıyla açıklama cüretinde bulunmuştur. Halbuki ABD’de 1940’ta çıkartılmış olan (Yabancıları Kayıt Kanunu) çerçevesinde, savaş sırasında 4 milyon 741 bin 971 yabancı fişlenmiş ve politik görüşlerine göre tasnif edilirken ABD Anayasa Mahkemesi bunu hukuka aykırı görmemiştir. ABD’de McCarthy döneminde komünist hareketleri araştırmak üzere kurulan Amerikan Karşıtı Faaliyetler Komisyon kararı ile sorgulama yapmaksızın akademisyenleri üniversitelerden attığında, sendikacılardan yazarlara, müzisyenlerden eğitimcilere kadar yüzlerce insan hapislerde çürürken ABD Anayasa Mahkemesi bu yapılan işlemleri hukuka aykırı görmemiştir.

Ülkemiz’de  devletimizi katil olarak niteleyen akademisyenler hakkında adli işlem yapılması insan haklarına aykırı değildir. Küçücük bebekler anne kucağında katledilirken insan hakları söz konusu olmuyor da, Yunan-Ermeni-Siyonist milletvekili gibi konuşan akademisyenler hakkında adli soruşturma yapılması mı insan haklarına aykırı oluyor. Anayasa Mahkemesi kararı ile aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlığı mukaddes hatırası zedelendiği gibi aziz Türk Milletinin vicdanıda yaralanmıştır.Bugün Türk Devletinin topraklarında yaşayan insanlarımızın hepsi Türk oğlu Türk’tür. Hepsi Türk milletinin öz evlatlarıdır. Bu durum Orhun kitabelerinde de “Kürt Kabilesi” olduğu Orhun kitabeleriyle sabittir. Kürt olarak nitelendirdikleri bu kardeşlerimizin hakkını 2212 akademisyen ve terör örgütü sözcüleri mi koruyacaktır? Yıllarca Yörük Türkmenlerle birlikte yaşayan kaderde, kıvançta, çilede, sevinçte bir ve beraber olduğumuz Kürt denilen insanlarımızı kendimizden ayrı görmüyoruz. Türkler, Kürt düşmanı değildir, biz ayrılıktan değil, birlikten yanayız. “Onlar ne kadar Kürt’se biz de o kadar Kürt’üz, bizler ne kadar Türk’sek, onlar da o kadar Türk’tür” diyebildiğimiz kardeşlerimizi bizden sözde bir bildiri ile  ayırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Bu itibarla Türk Milletinin asli evlatları olan Aziz  Yörük Türkmen topluluğu olarak  sözde 'barış bildirisi' adı altında terörü destekleyen Devletimizi suçlayan ve başta şehit aileleri ile gazilerimiz ve terörle mücadele eden güvenlik güçlerimiz olmak üzere Türk Milleti vicdanını yaralayan beyanlar ifade özgürlüğü olamaz. Anayasa Mahkemesi'nin sözde bildirgede imzası bulunan bazı akademisyenlerin ceza almalarını 'hak ihlali' olarak kabul eden kararının kabul edilemez Yörük Türkmenler açısından YOK HÜKMÜNDE olduğunu bildiriyor, ülkemizi, devletimizi ve aziz Türk Milletini itibarsızlaştırmaya ve dünya kamuoyu önünde zor duruma düşürmeye yönelik her türlü eylemin, Yörük Türkmenler olarak dün olduğu gibi bugünde karşısında olduğumuzu ve olmaya da devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz”

 

 


Mehmet Demir
2.08.2019


Yorumlar

Yorum yap

Diğer Haberler